Maalesef yeme içme konusunda bugün esas alınan şey, bize yararlı olup olmadığından ziyade, ağzımızda bıraktığı damak tadıdır.
Kimse beslenmenin ana gayesine; yani alınan gıdanın vücut için faydalı veya zararlı olup olmadığına bakmadan ağızda bıraktığı geçici ve fani lezzete ve hazza kapılarak yiyip içiyor. Bu eylemin adı da bu yüzden "beslenme" değil, "yeme içme" oluyor! Esasında, haz ve lezzet, bilhassa beslenme konusunda, şeytanın bizim bu kitaptaki konumuz açısından Şeytan terimi; sağlığın bozulmasını temsil eden halin adıdır nefsi avlamak için oltaya taktığı solucanlar gibidir. Nasıl ki balık o solucana kanıp oltaya takılıyorsa insan nefsi de haz ve lezzet yüzünden kendisi için zararlı olabilecek yiyecekleri de keyifle tüketebiliyor. Bunu bilen gıda sektörünün aç gözlü patronları da insana asla yaramayacak yağları ve yiyecekleri yapay tatlarla soslayıp topluma sunuyorlar. Ardından gelsin travmalar, gelsin ruh ve sinirsel rahatsızlıklar, gelsin 20-25 yaşlarında şeker, kolesterol ve kalp krizleri…
January 27, 2012
Categories: Uncategorized.
Recent Comments